Peygamber Efendimiz (s.a.v) sık sık insanların gönlünü alır, onlara iltifat ederdi. Özellikle kabiliyetli, fedakâr, akıllı ve İslâmî hizmetlerde gayretli olan sahabilere yaptığı değişik iltifat dolu sözlerle onları sevindirirdi. Onlar da bu iltifat sonucu çocuk gibi sevinir ve âdeta bayram ederlerdi.
Hazret-i Ali Efendimiz anlatıyor:
“Bir gün ben, Cafer ve Zeyd, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) huzuruna gittiğimizde Zeyd’e, ‘Sen bizim kardeşimiz, dostumuz ve arkadaşımızsın.’ buyurdu.
Zeyd sevincinden yerinden sıçrayarak oynaya oynaya gitti.
Kardeşim Cafer’e de, ‘Sen hem huy, hem vücut yapısı bakımından bana benziyorsun.’ buyurdu.
Cafer de sevincinden Zeyd gibi sıçrayıp oynaya oynaya gitti.
Ondan sonra Peygamber Efendimiz bana da, ‘Sen bendensin, ben de sendenim.’ buyurdu.
Ben de Zeyd’in arkasından sıçrayıp oynaya oynaya çıktım.”
Peygamberimiz değişik biçimlerde sahabîlerine iltifatlar yapardı. Onlara yakınlık gösterir, gönüllerini hoş eder, sevindirirdi. Bazen olur, kalkar bizzat evlerine gider, evlerini şereflendirirdi. Sahabîler için dünyada bundan daha büyük bir mutluluk olmazdı.
İşte Bir kaç güzel söz;
1- Rüzgar alabildiğine hırçın, yagmur alabildiğine inatçı, yüreğim ise onlara inat sanki bir liman, tipki gözlerindeki huzur gibi.
2-Sen bir pınarsın , içilen ama kanılmayan , seveni yanıltmayan , sevince yanılmayan , varlığına doyulmayan , yokluğuna dayanılmayan.
3-Ben Kendimi Gözlerindeki Bende Bulduğum Zaman Benim.
4-Şafak vakti yağan bir çiğ tanesi kadar Masum, gün batımında denizlerden esen rüzgar kadar Çılgın ve okyanusun derinlerindeki bir inci tanesi kadar “özelsin”.
5-Seninle yaşlanmak tek idealim, gözlerine bakarak ömrümü bitirmek ise vasiyetim.


çok güzel